LESEPSİYEN GÖÇ VE FETHİYE’DE LESEPSİYEN TÜRLER

LESEPSİYEN GÖÇ VE FETHİYE’DE LESEPSİYEN TÜRLER

Göç hem insan türü hem de diğer tüm canlıların yaşam mücadelelerinin bir parçası. Bu olağan doğal süreç yakın geçmişte insanın müdahaleleri ile beklenmedik sonuçlara yol açmaya başladı, devam ediyor.

Biz insanlar şimdilik bilebildiğimiz kadarıyla, Göbeklitepe’de 12 bin yıl önce yerleşik hayata geçerek milyon yılları bulan göçerliğimiz son buldu. Diğer canlılar ise doğanın olağan göçlerine devam ettiler. Bunun en tipik örneğini göçmen kuşlarda hala görebilmekteyiz.

 

İnsanın yerleşik yaşama başladığı coğrafyanın hemen yakınında tam 151 yıl önce yeni bir macera başladı. İnsanın doğa üzerindeki değiştirici etkisi yerleşik yaşam üzerinden geçen yaklaşık 12000 yılın ardından, milyonlarca yıllık göç mekanizmaları dışında yeni bir göç yolu oluşturdu.

 

5 Ağustos 1869 Süveyş Kanalı

 

Bu tarih insanlar için yeni açılan bir gemi ticaret yolu demek iken, deniz canlıları için göçün yeni haritası olacaktı. Süveyş Kanalı aracılığı ile artık Akdeniz ve Kızıldeniz birleşmişti. Bu birleşme dünyada insan müdahalesinden kaynaklanan en büyük ekolojik değişimlerden birinin kapısı olarak tarihte yerini aldı.

Akdeniz ile Kızıldeniz arasındaki doğal coğrafik engellerin kalkmasıyla birlikte her iki deniz arasında sınırsız bir göç yolu denizel canlılar için yeni hayatlara kapı araladı.

Her iki deniz arasında karşılıklı bu göç hareketine; Süveyş Kanalı için çaba sarfeden Fransız mühendis, “Vicomte Ferdinand Marrie de Lesseps” anısına “Lesepsiyen Göç” ve bu yolla her iki deniz arasında göçen canlılara “Lesepsiyen Türler” adı verildi.

Denizel göçlerde balıklar öncül canlılar olarak yeni yaşam alanlarında ilk görülen (belki de ilk tespit edilebilen) canlılar olduğundan lesepsiyen göçün belirleyici ve temsil edici canlıları oldular. Türkiye’de 2013 yılında güncellenmiş listeye bakacak olursak; balık türlerimiz içinde yeni yer alan 59 yabancı türün 55’i lesepsiyen tür. 2 tür ise akvaryum balığı kaçağı ve 1 tür ise yetiştiricilik etkinlikleri sonucu artık bizim denizlerimizde yaşam alanı bulmuş durumda(1).

Bu türler coğrafik bariyerlerin yıkılması ile birlikte, Türkiye balık faunasının bir parçası oldular. Fethiye’de de lesepsiyen türlerin hemen hepsiyle karşılaşabiliyoruz. Bazıları uzun yıllardır bizimle beraber olduklarından neredeyse bizim denizlerimize aitmiş gibi düşünebiliriz. Ancak Kızıldeniz’den gelip, Akdeniz’e yerleşen balıklar bunlar. En çok bilinenler arasında, Sokarca Balığı (Siganus luridus ve Siganus rivulatus türleri) başı çeker, bazısı ise herkesin nefretini kazanmış Balon Balığı (Lagocephalus lagocephalus, L. sceleratus, L. suezensis, L. guentheri, Sphoeroides pachygaster, Torquigener flavimaculosus türleri). Artık Fethiye Körfezi’nin birer parçası olduğunu düşündüğümüz bu canlılar ve Fethiye Körfezi ilişkisini değerlendirme vakti gelmedi mi?

 

(1) Ergüden D., Filiz H., Turan C.; Türkiye Denizlerindeki Hint Pasifik Kökenli Lesepsiyen Balık Türlerinin 2013 Revizyonu ve Geçiş Yolları, T. C.  Mustafa Kemal Üniversitesi Denizcilik Meslek Yüksekokulu, XVI. Sualtı Bilim Ve Teknolojisi Toplantısı, 2-3 Kasım 2013