Fethiye Ekolojik Yaşam Derneği

Koca yaşlı dünyamızın artık, kaldırabileceğinden fazla saldırıya maruz kaldığını, bu saldırıların o koca yaşlı dünyanın Fethiye denen noktasında da yeterince fazla olduğunu görüyoruz.

Fethiye’de Üzümlü’de çimento fabrikası istemeyenler, Karaot Plajı’nda çekek yeri istemeyenler, Kayaköy’de otel projesi istemeyenler, Fethiye’nin derelerinde HES projeleri istemeyenler; denizimizde Orfoz olsun, dağımızda kekiğimiz olsun diyenler olarak bir araya geldik.

Biz biraz “Gezi”, biraz yeni siyasetin yapıtaşlarıyız. Yaşamı savunuyor ve yaşamaktan keyif alıyoruz.

Doğanın bir bütün olduğunu, insanın varlığının bu bütünün sadece küçük bir parçası olduğunu düşünüyoruz.

Yaşamın başlı başına savunulacak bir argüman olduğunu, yaşamı paylaştığımız her bir varlığın bir parça parçamız bir parça da kendimiz olduğunu düşünüyoruz. Doğa üzerinde insan soyunun tahakkümünün arttığı son yüzyılda doğaya karşı işlenen suçların üst seviyeye ulaştığını düşünüyoruz.

İnsan ve emek ilişkisinde, sınırların zorlandığını, üretimin küçük bir kesimin doyması için büyük kitlelerin yoksullaştırıldığını biliyoruz. Açlığın; seri üretilen canlılarla tedarik edilmeye başlandığını, tarımın tekelleştiğini görüyoruz.

İnsanın uzun hikâyesinde çıkmaz sokağa girdiğini, büyüme beklentisinden vazgeçmez ise kendisi dâhil, evrende bilinen tek yaşam formunun varlığını sürdürdüğü gezegenimizin de kendisiyle beraber geçmişte yok olan süpernovalar ve dahi dinozorlar cehennemine boylayacağını hissediyoruz.

Dayanışmayız, savunmayız; sığla ağacın sesi, yaktığınız ormanın yeniden yapıcısıyız. Son yüzyılın büyük çatışmalarından birinin yoksullar ile zenginler arasında bir diğerinin yaşamın kendisi ve parçası olan insan ile doğa arasında olduğunu görüyor ve tarafımızı seçiyoruz; emeğin, doğanın “dayanışması ve savunmasıyız”.